Tüm yazılar

Karadan Denize: Balinaların İnanılmaz Evrimi

Dört bacaklı, kurt büyüklüğünde bir memeliden yeryüzünün en büyük hayvanına uzanan 50 milyon yıllık hikâye.

Balinalar balık gibi görünür ama balık değildir. Hava solurlar, sıcakkanlıdırlar, yavrularını emzirirler. Kısacası memelidirler. Peki memeliler karada evrimleşmişse, balinalar denize nasıl döndü?

Cevap, fosil kayıtlarındaki en iyi belgelenmiş evrimsel geçişlerden birinde saklı.

En yakın akrabaları: Su aygırları

Genetik çalışmalar şaşırtıcı bir sonuç ortaya koydu. Balinaların yaşayan en yakın akrabaları su aygırlarıdır. İkisi de, inekleri, geyikleri ve domuzları da içeren çift toynaklılar grubunun içinde yer alır.

Bu akrabalık yalnızca DNA’ya dayanmıyor. Erken dönem balina fosillerinin ayak bileğinde, çift toynaklılara özgü çift makara biçimli bir aşık kemiği (astragalus) bulunur. Bu, kemiklerde kalmış bir aile imzası gibidir.

Adım adım suya dönüş

Pakicetus: yaklaşık 50 milyon yıl önce

Bugünkü Pakistan’da bulunan Pakicetus, kurt büyüklüğünde ve dört bacaklı bir kara hayvanıydı. Bir balinaya hiç benzemiyordu. Ama kafatasındaki kulak yapısı, onu yalnızca balinalarda görülen özelliklere bağlıyordu.

Ambulocetus: yaklaşık 49 milyon yıl önce

Adı “yürüyen balina” anlamına gelir. Timsaha benzeyen bir vücudu, büyük ayakları vardı ve hem karada hem suda yaşıyordu. Muhtemelen avını su kenarında pusuya yatarak yakalıyordu.

Rodhocetus: yaklaşık 47 milyon yıl önce

Çok daha fazla suda yaşayan bir türdü. Bacakları kısalmıştı ve yüzmek için güçlü arka ayaklarını kullanıyordu.

Basilosaurus: yaklaşık 40-34 milyon yıl önce

Tamamen deniz canlısı olan, 15-18 metreye ulaşan yılan benzeri bir balinaydı. En ilginç yanı, hâlâ minik arka bacaklara sahip olmasıydı. Bu bacaklar artık yürümeye yaramıyordu; atalarından kalan birer kalıntıydı.

Bugün hâlâ izleri görülüyor

Günümüz balinalarının çoğunun vücudunun derinliklerinde, hiçbir bacağa bağlı olmayan körelmiş leğen kemikleri bulunur. Nadiren de olsa bazı balinalar küçük arka yüzgeç benzeri çıkıntılarla doğar. Bu, atalara ait genlerin bazen yeniden ifade edilmesidir (atavizm).

Burun deliklerinin hikâyesi de ilginç. Pakicetus’ta burun deliği kafatasının önündeydi. Fosil dizisi boyunca giderek geriye ve yukarıya kayar ve sonunda bugünkü balinaların püskürtme deliğine dönüşür.

Neden önemli?

Charles Darwin, Türlerin Kökeni’nde kara memelilerinin suya uyum sağlayabileceğini öne sürdüğünde alay konusu olmuştu. O dönemde bu geçişi gösteren tek bir fosil yoktu. Bugün ise elimizde onlarca ara form var.

Balinaların evrimi, bilimin nasıl çalıştığının güzel bir örneği: Bir tahmin yapılır, kanıt aranır ve sonunda fosiller, anatomi ve genetik aynı hikâyeyi anlatır.


Kaynaklar: Thewissen, J. G. M. ve ark. (2001, 2007) Nature, Gingerich, P. D. ve ark. (2001) Science, Uhen, M. D. (2010) “The Origin(s) of Whales”, Annual Review of Earth and Planetary Sciences.

Bu konunun videosunu izle Instagram’da @kozmikbilimi hesabında